Yukarı Çık
Abdullah R. ELÇİ

Abdullah R. ELÇİ

‘Uyuyun yoksa pirewok gelir sizi götürür!’ derlerdi.

PİRAWOK…

1 Mart 2018 Perşembe 22:09:13
871 kez okundu.

İster Peri, ister Cadı, ister Wici, ister Şubat Kérısı…deyin.

Birçok ulusun kültüründe, efsanelerinde, folklorunda, edebiyatında ve mitosunda;

Bir tür ruh,

Bir tür yaratık

veya bir tür doğaüstü gücün,

farklı farklı isimlerle anılması...

Genellikle insan kılığında genç yaşlı fark etmez görünen,

Canlıların seslerini birebir taklit eden,

çoğunlukla çok küçük olduğu düşünülen,

zamanı ve mekândan çok çabuk bir şekilde soyutlanabilen

ve olağanüstü şartlara uyum sağlayabilen ruhsal yaratıklar olarak tarif etmek mümkün.

Ya da;

yeri geldiğinde uçabilen,

İnsanı çok çabuk bir şekilde etkisi altına alabilen,

Kolayca büyü yapabilen,

geleceği görüp, ona göre zamana yolculuk eden

mekâna çok çabuk bir şekilde yönelen,

insanı etkilemek için,

kandırmak için,

kılıktan kılığa rahatlıkla girebilen

doğaüstü güçlerini her şekte ve şartta kullanabilen biri olarak insanlar tarafından tasavvur edilmiş ve bu şekilde tasvir edilmiştir.

Çocukluğumda, şehirden kaçıp sık sık Kepirce Köyüne giderdim.

Hatırladığım kadarıyla…

Özelliklede Kış aylarında,

yaramazlık yaptığımızda,

uyumadığımızda,

yorganın altından girip, döşeğin altından çıktığımızda,

gerek annem, gerek rahmetlik ninem gerekse diğer büyüklerimiz olsun,bizi hep Pirewokla kokuturlardı.

‘Uyuyun yoksa pirewok gelir sizi götürür!’ derlerdi.

Pirewok;

Genellikle nehirlerde, göllerde kısacası suyun bulunduğu her yer de olur.

Tahminime göre Pirawok;

Pir (yaşlı, kocakarı manasında) Aw (Kürtçe su) dan meydana gelmiştir.

Kelimenin kökeninde su var belki bir tür ‘Su perisi’ dememiz mümkün.

Kelimenin köküne, kökenine baktığımızda, bunu görmemiz böyle bir çıkarsama yapmamız mümkün.

Ya da ben öyle gördüm, öyle görüyorum, böylesine bir çıkarsama yapıyorum da diye de bilirim.

Köy yerinde su kuyuda/ kuyularda var.

İşte suyun olduğu kuyuların içerisine saklanan pirawok, zaman zaman saklandığı bu kuyudan dışarı çıkar,köyde ki evleri ziyaret eder.

Özelliklede, el ayağın çekildiği, ıssızlığın çöktüğü, gece yarılarında, bu çıkmalar bu ziyaretler olur.

Korkunun daha fazla egemen olduğu, insanların uykuda olduğu bu saatlerde, zayıf gördüğü kadınları ve çocukları kendine kurban olarak seçerdi pirawok...

Çaldığı kapının kime ait olduğunu pek ala bilir bazen ismi ile seslenirdi.

Ev sahibini/sahibesini, neyle kandırıp, ne şekilde ikna edebileceğini de çok iyi bilir, ona göre bir yol takip ederdi.

Tabi karşıdakinin kapıyı açmasına neden olacak olan yalanları da, gerçekten farksız bir şekilde söylemeyi ustaca becerirdi, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde bunu becerirdi.

Mesela çaldığı kapıdan gelen sese karşılık o da ona ses verirdi.

Genelde de;yakını, kapı komşusu olan kadınların sesi ile onlara cevap verir,

ya da ev sahibinin tanıdığı birinin kılığına girerdi.

İnandırıcılığını artırmak için kendisine lazım olan bir şeyleri ister, bunu da kısık bir ses, kulağına fısıldar gibi bir edayla, mırıldanarak söyler, durup kapıyı açmasını beklerdi.

Eğer o evde lohusa bir gelin varsa

Çocuk sahibi biri/birileri varsa, gecenin o saatinde korkardı.

Gecenin o geç saatlerinde ev sahibesi kapıyı açsa bile;

Karşısında birden bire, pirawok görünmez olur,

avlulu evin bir köşesinden ona seslenmeye, bir şeyler taklit edip istemeye devam ederdi.

Şayet bu durumu anlayan olursa,bir müddet sonra sesi kesilir tamamıyla gözden kaybolur giderdi.

Bazen de gecenin geç bir saatinde sürekli bağıran bir keçi veya oğlak sesi çıkartarak ev sahibinin dışarı çıkmasına, korkmasına, tırsmasına neden olurdu.

Köyde yerinde insanlar hem kendi ihtiyaçları hem de hayvanların ihtiyacı olan suyu genellikle kuyulardan karşılarlar.

Kürtçe Devul (belki davula benzediği için bu ismi vermiş olabilirler) yani Koka ile derinliğine göre kaç metre kendir ipine ihtiyaç varsa bağlanır, devule (koka) bağlanır kuyuya salınır,bu şekilde kuyudan su çekilirdi.

Suyun olduğu yerler tılsımlı yerlerdir.

Geceleri kuyudan su çekmek,

subaşlarında olmak,

suya girmek insanlar tarafından iyi görülmemiştir.

mitolojik zamanlardan beridir de buna pek iyi gözle bakılmamıştır.

Nedeni ise;

Cin, Peri, Pirawok gibi mitolojik yaratıkların,

insanlara görünebileceği,

görününce korkabileceği,

bunun sonucunda da zarar göreceği gerçeğinin var olmasıdır.

Bilinçaltı böylesi durumlarda, farklı mitoslar üretir.

Çocukluğumuzda bunanla ilgili epey bir meseleler, heketler, mitoslar anlatılırdı.

Zar-zor da olsa hatırlıyorum,

Bu pirawokları yakalayanların olduğunu,

Yakalanan bu pirawokların, yakalayanlar tarafından çalıştırıldığı,

çalışırken olağanüstü güçlerinden dolayı, yüz insanın yapamadığı işi/işleri, bir tek pirawokuntek başına yaptığını anlatırlardı.

Mesela pirawok yakalanmışsa, yakalayan tarafından bir müddet çalıştırıldıktan sonra serbest bırakılırmış.

Ya da pirawok kendisi gitmek için bazı hamleler yapar dururmuş.

O da yetmez efendisine yalvarırmış:

‘Benim çocuklarım var, bırakın gideyim...’ dermiş.

Onu yakalayan, çalıştıran kişi,bir müddet sonra ona acır, serbest bırakırmış.

İşte biz çocuklarda

kışın yün yorganların içersin de

biraz korkuyla

biraz merakla

buçirokları,

bu masalları,

bu söylenceleri dinler,

dinlemekle kalmaz uyurken bilinçaltımıza zerk edilen bu mitosları hayal ede ede uyurduk.

Bu yaratıklar, çoğu zaman rüyalarımıza girer, bizi korkuturlardı.

Ha… Bir de yanlış hatırlamıyorsam şöyle bir durumları daha vardı:

Şayet pirawok bulduğu bir çuvaldızı,

ya da inneyi kendisine batırırsa, bir anda ortadan kayboluyormuş.

Onun için ‘inneyi, çuvaldızı ortada bırakmayın...’ diye, büyüklerimiz bizi tembihlerdi.

Özgürlüğüne kavuşan pirawok, tekrar çıktığı kuyuya geri dönermiş.

Sabah olduğunda, erken saatlerde, kuyudan su çekmeye giden köy kadınları, kuyu suyunun kırmızıya çalındığınıgörünce, esir olan ve çalıştırılan Pirawokun akıbetine tanıklık ederlermiş.

Diğer arkadaşları tarafından öldürüldüğünü anlarlarmış.

İnsana esir düşen birpirawoka,diğer arkadaşları yaşama hakkı tanımıyorlarmış.

Onun için diğer pirawoklar onu öldürerek böylece cezalandırıyorlarmış.

Onların kanun ve yasalarına göre, bir pirawok, insanlara asla esir düşmemeliymiş.

Şayet yakalanırsa da cezasına razı olmak zorundaymış.

Ya insanlara köle olacaksın öyle yaşayacaksın

Ya da onurlu bir şekilde ölecek/öldürüleceksin!

Bu alıntılarım ve anlatımlarım çocukluğumda beridir hafızamın bir yerinde duruyor.

Neredeyse yarım yüzyıla yakın bir zamandır,hatırıma gelen anı kırıntılarıdır.

Nüfus artıp ıssızlık yok olunca,

Teknoloji gelişip imkânlar artınca

Saf temiz insanların yerini her türlü fırlamalıklar alınca

Cin, Çine’ dönüşünce,

Geriye ne Pirawoklar kaldı

Ne Peri masalları

Ne de Şubat Kérisi

 

Hepsi, dünyamızdan elini ayağın çekip kendi anayurtlarına gittiler.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.