Yukarı Çık
Sabri DİŞLİ

Sabri DİŞLİ

Siyaset öylesine derinlemesine nüfus etmiş ki hayatımıza…

Ortaya karışık! Çiftçi, vali, bakan, vekil…

24 Temmuz 2017 Pazartesi 13:00:40
3176 kez okundu.

Siyaset öylesine derinlemesine nüfus etmiş ki hayatımıza…

Siyasetle yatıp siyasetle kalkıyoruz…

Bakan kim oldu? Vekil ne dedi? Başkan niye dedi?

Etek, ceket, sütyen, tuman…

O kadar mı?

Evet! İç çamaşırlarımıza kadar boğulmuşuz?

Ne yazık ki bende dâhil, hepimiz bu gidişten orantılı bir biçimde besleniyoruz…

En küçük bir iş alımından, atamaya kadar siyasi otoritenin referansı geçerli olduğu sürece bu karşılıklı asalaklık böyle devam edecek.

Oysa devlet nezdinde herkes eşit haklara sahip bireyler olsa;

Bana ne, Bakan’dan!

Sana ne, kim vali kim vekil!

Başkan ne yapmış!

Bilirsin ki hepsi yasalara uymak zorunda…

Bilirsin ki durduk yere 65 bin dolar verip, ilgisiz bir CD’ye sponsor olamaz…

Bilirsin ki 1. derece yakınlarından kadro kuramaz…

Bilirsin ki ihaleciyle gizli ortaklık kurmaz…

Bilirsin ki önceden bir yerden arsa alıp, imar devşirmez…

Bilirsin ki desteklemelerde; uydu teşkalesiyle 20 dönümlük araziyi 200 dönüme dönüştürmez…

Bilirsin ki kamu arazilerinde herkesin hakkı vardır, kişilere teslim edilmez.

Bilirsin ki Meralar “Milli” emlak arazileri, öyle kolay işlev değiştirilip peşkeş çekilmez…

Bilirsin ki spor ve futbol bir rantlaşma, restleşme, yuhalatma alanı değil gençler için yapılır.

“Bilirsin ki” bilinmezleri uzar, gider…

Düzen değil, siyaset ve siyasiler hayatımızı dizayn ettiği içindir ki dilimizden düşmezler.

Gözünü sevdiğimi memleketim Urfa, tarih boyunca siyasetin kaderini değiştiren şehir oldu…

Son perdenin aktivisti Fakıbaba’nın 3 kez gidişi 4 kez dönüşü gibi

 

Peki, Fakıbaba ne yapar?

Benim tanıdığım Fakıbaba Bakanlığın başarısına çoktan odaklanmıştır…

“Ben başarılı olursam, taht da baht da ayağıma gelir” der

Bu nedenle şehirdeki siyaseti Faruk Çelik gibi dizayn etmez.

Ama bakanlığının personeli yandı. Mesai meftunudur… Çalışır koşar bazen de topu taca atar…

Tabi ki şimdi çevre hassasiyeti olan bir seçmen olarak, Fakıbaba’dan beklentilerimiz var:

-Tarım arazilerinin ve Harran Suruç ovalarının acil eylem planıyla koruma altına alınması.

-Mera ve Milli Emlak arazilerinin taşocağı vasfıyla dönüşümleri…

-Toplulaştırma adı altında şehre yakın arsaların takaslarının mercek altına alınması…

-Desteklemelerde arazi büyütme, sahte belge tezgahların dağıtılması…

Tüm maddelere bir iç denetçinin elinden geçmedikten sonra Fakıbaba;

 Ha BAKAN olmuş, Ha bakakalan!

 

 

 

 

 

 

Sayın Çiftçi…

Birileri soruyor “Nihat başkandan ne istiyorsun?”
Dalgeçlere, trambüs’e teleferik’e karşısın…

Yani birilerine göre bunlara karşı olmanın arkasında bir çıkar olmalı ya da ben Nihat başkandan bir şeyler devşireceğim, sonra susacağım…

Öyle mi?

Sağolsunlar Sayın başkanımız onca eleştiriye rağmen bize olan tutumunda zerre kadar bir değişim olmamıştır.

O bilir bizim kaygımız kentimizdir!

İsteğimiz de budur… Bugün biri çıkıp desin ki “15 Temmuz köprülü kavşakları işlevli yüzde bilmem kaç verimli”

Diye bilir mi?

Trambüs olayına gelince…

Tanıtım reklam toplantısında saatlerce aynı şeyleri dinledik…

Hele dostum çocukluk arkadaşım M.Ali Cevheri’nin konuşması evlere şenlik…

Troleybüs icat edildikten bilmem kaç yıl sonra Urfa’ya gelmişmiş…

Troleybüs bir yenilik değil, başkanımızın Mart 2018’den önce çok haklı olarak “Nihat Çiftçi’nin eseri” diyeceği bir proje arıyor ki… Tanıtım toplantısında bu açıkça ilk olduğu dilendirildi…

İşte bu telaş, onu fantastik projelere itiyor.

Yakında 27 milyon muhammen bedelle ihaleye çıkacak olan Teleferik hangi manzarayı görecek…

Sayın başkan Karakoyun deresi su getiremediniz, tamam zor iş… Peki Karaköprü deresi?

-Derenin içinden porsuk çayı misali su mu geçirdiniz de

-Bir tarafta biyolojik göl diğer tarafta orman şelaleleri yaptınız da

-Otogar tarafında yüzlerce dönüm yamaca yatay peyzajlar ürettiniz de

Tüm bu manzaraları izleyecek bir ortam oluşturdunuz da geriye bir teleferik mi kaldı…

Biri ziraat mühendisi, biri dershane parasını çıkarmak için Adana’da inşaatta iş buluyor ve 5 Urfalı genç hayatını kaybederken;

Bizim dağ, dam, güneş enerjisi Karataşları gösterecek teleferiğimiz mi eksik?

Başkanım tam da teleferiğin olduğu yerde bir tane köprülü kavşak yap inşaatında bekçi olarak da beni dik…

He bu Altındağ neden…

Muhteşem ve çok güzel bir oyun dünyası yaptınız, anladık…

Teleferik yanında Altındağ’a Büyükşehir binası kurma hedefinizi de saklamıyorsunuz…

Yani bir taraf oyun dünyası Disneyland misali bir şeyler hayal ediyorsunuz yanına da Belediye binası…

İla Teleferik yapacaksanız Gidip şu Deyr-i Yakup’u yani Eyyübiye’deki  Nemrut’un Tahtı’nı inceleyin derim.

 

 

Hayvanlarla Uğraşmak ve Etek Giymek…

Bakan Çelik, etek giyme göndermesini kendisini yuh çektirenlere ithaf etti?

Yuhalatanlar “etek” meselesini alıp “Urfalılara söylendi” diye bir algı oluşturdu…

Valla bir Urfalı olarak üzerime alınmıyorum…

Ama şu “kaderde hayvanlarla uğraşmak vardı”” lafı var ya?…

Cümlenin içinde “Tarım” olsaydı alınganlığın bir manası olurdu…

İki kez milletvekili seçilmiş ve halen Şanlıurfa Milletvekilli olan seçmenlerini böylesine tasarlayarak bir cümle kuracağını sanmıyorum…

Şahsen bakanımızı ne etekle, ne de hayvanlarla uğraşısı cümlesinden hatırlayacağım…

Ama şu iki projeyi hiç unutmayacağım…

Biri Askeri bölgeyi kent parkı yaparak içine gölet yaptırtacaktı, gölletin içine yolcu uçağı indirecekti...

İkincisi “Atatürk barajının tam ortasına Disneylant yapacağım” demesinden

Bu iki projeyi açıkladığınız Akif İnan salonunda sizi alkışlayanlar var ya? Onlarla hakikatten kader birliği yaparak hemcinslerinizle çok uğraştınız…

Hem biz akrabayız alınganlık yapmayalım…

İki kez kız vermişiz…

İnsan gelinlerinin tarafına böyle tasarlayarak cümle alemin içinde laf söyler mi?

Buradan ilk kez açıklıyorum, bizde akrabayız yahu! teyzeniz oğluna verdiğimiz kız var…

Yani alınganlık yapanlara şaşıyorum siz ve yakınlarınız başka cinslerle yeni bir dünya kurmayacak kadar zekisiniz.

 

Giden Vali Tuna

Valimizin Urfa da 365 gün kalmadı ama gidiş merasimi 40 gün 40 gece sürdü…

Giderken de “Mehmet Akif Ersoy Şiirlerinden”

Süleyman Erguner Bestelerinin yapıldığı CD’ye 65 bin dolarla sponsor olunmuş…

CD’nin üzerinde Valiliğin arması da var…

Doğruysa eğer sponsor oluncak bir urfalı sanatçı yokmuydu?

Aynı tarzda Müzik yapan Sedat anar olamaz mıydı?

Bu şehir UNESCO Müzik şehri olma yolnda ilerlerken bu bu meblağ hiçbir Urfalının tanımadığı birine nasıl verilir?

Umarız ki haberin kaynağı yalandır bu kadar büyük bir meblağ verilmemiştir.

 

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.