Yukarı Çık
Abdullah R. ELÇİ

Abdullah R. ELÇİ

Demeyin bu davulçıdır bilmi, kundura dardır ayağıma girmi!

DAVULCU RIZAYA…

15 Mayıs 2017 Pazartesi 13:41:41
531 kez okundu.

Sevgili Rıza!

Siye bu mektubu Düdük meydanından yazıyam.

Evvela nasılsan iyimisen?

Bak! Kirve Abdo da yanımda.

Deyi ki; ağamın yoluna, Düdük meydanından Kızılmeydana kadar çil çil bahşişler tökiyem.

Zurnacı Azo da siye selam edi…

Kusuruma bakma mektubun başında siye davulçu demişem, aslında müzisyen demağım lazımdı, ama ağzım ele alışmış bi kere.

Bir pottı kırdım işte.

Doğrusunu istersen İbraham ağam (İbrahim Tatlıses) kimin, pottun da ne olduğunu bilmiyem ya ele olsın.

Rıza Abey!

Sen bu memleketten gideli kelli, memleket fiziki olarak gözeleşmiş, ama fikri olarak hala beklenen değişimi gerçekleştirememiştir. Aynen bıraktığın kımındır.  Gurbet ellerde zorluklar içersinde olduğunu biliyem. Nağaraçılar olarak tek tesellimiz, Kızıl Ordu Senfoni Orkestrasında olman ve o muhteşem aleti onlara kabul ettirmen ve o aleti narin ve nazik tokmağınla, bir kuğu zarafetiyle çalman. Sen gitti hayati kurtatdi! Ama bizim ekmeğimiz, yaşam koşullarımız gettikçe zorlaşi. Hala insanca yaşama şartlarımız düzelmedi. Geçen gün Hökümat Konağına gittim.

Dedim ki; “Nağaraçıları yaşatma ve Gözelleştirme Derneği” kurum.

Dernekler masasında ki yetkili biye ne dese iyi:

“Yav ağey! Bu memlekette 600 tene dernek var! Bi zıbıl dağıttıkları yok, bi sen mi eksiksen! Haydi, git işi ye kariya bak kardaşım, bizi kafaya mı alisan”   dedi!

Bende kırıldım, nağaramı çinime, tokmağımı şalvarımın doğununa

sokmış, kös kös çıkmışam oradan. Kalbim kırılmasına kırılmıştı amma; en çokta bi şeye yaniyam, derneksizliğin ne kadar kötü bir şey olduğunu orada aynamışam. Demek ki memlekette 600 tene dernek varmış! Ve hala bizim “Nağaraçılar” olarak bir derneğimiz yok ben ona yanıyam!

Ben de Avrupa Birliği sürecinde STK’ laşmak istiyorum arkadaş! Bu benim en doğal hakkım değil mi! Kent Konseyinde, Nağaraçıların sorunlarını dile getirmekten daha doğal ne olabilir ki!

Korkarım ki; “Dernekleşememenin getirdiği Sosyo-Psikolojik çöküntü, beni ani halüsinasyonlara götüre…  Tabi buna bağlı olarak antidebresif grileşmelerin ruhumda açacağı onarılamaz siptomların, ü-rüya âleminde farklı lezyonlar şeklinde nüksetmesi ve aşırı terlemelere bağlı olarak vücudumda kendini bir çeşit lorke şeklinde göstermesi hadisesi bılmem aynada bıldım mı? ” Vallahi bu durum çok zoruma gidi Rıza Abey!

Yoksa güzelleşsek ne olacak, güzelleşmesek ne olacak bu memlekette.

Neyse konuyu dağıtmayayım. Memleketten siye biraz haber vereyim:

Halepli Bahça, Millet Hanı, GAP Projesi sen gettiğidan beridir hala ele yerinde duri. Tek sevindirici olan, Halepli de Kado emminin evinin yakınında belediye işçileri boğ kanalı kazarken tesadüfen amojınlara ait mozaiklerin çıkması. Mehlede herkes bunlara “Amma uzunlar” deyiler. Avratlar at üstünde avlanilar. Etraflarında ceylanlar, kaplanlar, leoparlar, tazılar, keklikler, davşanlar, ibibik kuşları…

Azer eminin geçen gün kafesinden kaçan kekliğini de bu mozaiğin içinde buldular. Bırağın beni deyimiş. Doğada keklik bırağmadıyız bende mozaiğe resmedilmağ istiyem deyimiş!

(Hele ne tez Kado emminin kekliğinin resmini oraya yaptiyiz, Eviyiz diniyiz yığıla)  

Üç kraliçe Amojınlar (Melenita, İpolita,Feleçita) güya toplıca  avlanilar. Herifleri (Hemolit, Memolit,Hellolit) bu av işine dayanmammışlar ibreti âlem için tutup amıjınlarımın birer memelerini kesmişler! Ee.. Ne de olsa avrat başlarına ava çığmışlar Halepli Bağçada...

(Avlarken avlanasız! Av sızın neyize? Oturun eviyiz de, enik doğurun ! Sıze mi düşi avlanmağ! Töbe töbe deyi mehelleli! )

Bi de memleket seçim havasına girmiş. Girmesine girmiş amma, kimseler artık davul çaldır mı eskisi kımın!

Niye diyecek olursay;

“Efendim Avrupa Birliğine giriyoruz, ses ve görüntü kirliliği yapimış bu meret”

Bir de çok banalmış artık bu tarz şeyler. Bele daha, Pop ve Rock tarzı parçalar eşliğinde seçim çalışmalarını ve mitinglerini yapıyor partili ağalarımız. Halbüse eskiden davulun sesi uzaktan hoş gelir millet kaça kaça o sese gelirdi nerdeee...

Görisen, gün geçtikçe yaşam koşullarımız zorlaşi, bir an önce sendikallaşmak, dernekleşmek zorundayız. Birlik ve beraberlik içersinde yaşam düzeyimizi, seçimlerde davul çalma stratejimizi makul bir seviyeye çıkartmak zorundayız bu böyle olmaz.

Bak Türk-İş’in rutin olarak yayınladığı bir ailenin aylık mutfak masrafı 2000 YTL olmuş. Biz davulcular bu zorlukları ancak sendikal hak bağlamında aşabiliriz. Artık bende oğuyam. Davuldan düğünden artan zamanlarımda, “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini, Sendikal çalışmanın El Kitabını, Helsinki Yurttaşlar Bildirgesini, Davulunu Satan Feraririci Eniğini, Fahişe, Ermiş, Zurnacı, Üçlemesinin son kitabını” bi çırpıda oğumuşam.

Zaten bu Üç ”Kuruşçev”lik dünya için yoldaş Todor ne demişti:

“Ruhun ne kadar özgürse, bedenin o kadar köledir burjuvazi piçlerine!  O zaman bedeninde özgürleşene kadar mücadeleye devam etmelisin, proletaryacı kardeş.”

Evet… Sen daha iyi bilirsen, ne de olsa sosyalizm bayrağının nazlı nazlı sallandığı kentin kıblesinde yaşisan!

E…Ne de olsa bele şeyleri benden daha iyi bılisen.

Memleket bu seçimlerde adeta aday enflasyonu yaşadı.

Çulunu çapıdını alan kendini iktidar partisinin kapısına attı.

Hatta bu Hökümatın görevden aldığı “Kolhozlardan sorumlu müdürü” bile istifa etmiş, bu partiden aday adayı olmuştur!

Bazı adaylar bir yerlerden işaret alırken, bazıları beyaz sakallı, zıbınlı, nurani varlıkların himmeti ile ses ve ışık oyunlarına maruz kalmış adaylıktan çekilmişlerdir!

Kimi “Bağımlı değil bağımsız” derken,

Kimileri, “Ulaşamayacağına değil, ulaşabileceğine oy ver” vatandaş diyor.

Kimileri “Yolun aydınlık Türkiye yürüüüü” derken,

Kimileri “Her şey Urfa için!” Kendim için bir şey istiyorsam namerdim! Demekte…

Kimi de “Hizmete devam...”Diyor! (Sanki beş yıl boyunca hizmetin anasını ağlatmışta!)

Kimileri, aşiretini, kimi gücünü ve kuvvetini yansıti merkezi Hökümata.

Bağımsızlar bile rekor kırdı bu seçimde. Kimileri listelere kızdı, kimi tekrardan:

 “Niye bir elim yağda, öteki elim balda” değil; oysa “Bu partinin ideologu benim” deyip; el ilanı dağıttı, basın açıklaması yapıp partisine küstü, Urfa sana küstü! Pardon konuyu dağıttım!

Ha az kalsın unutacaktım! Hemşerimiz Celo’nun oğlı İbram ise, getti Cem Abeyin sedirine uzandı. Memlekete oradan çalım attı. Baktı, memleket kendisine çalım atacak, o daha erken davranıp, Roberto Carlos kimin 10 milyon dolara bir çalım attı memlekete.

Şimal Şarki tarafındaki aşiretler, bu defa bayan bir adayı meclise sokmayı planlıyorlar. Seçilirse, Behice Bacıdan sonra bu memlekette ikinci bayan milletvekilimiz olacakmış! Ele deyiler.

Hökümat partisinin birinci sıra adayı, zaten iki yıl önceden bellidı.

“Şimdi bağımsızsam! Ama size bağımlı olursam, önümüzdeki seçimlerde birinci sırayı kaparam haaa! Kimseye yar etmem o sırayı” ister kabul edin, ister etmeyin” demiştir.

Demeyin bu davulçıdır bilmi, kundura dardır ayağıma girmi!

Şimdi asıl meseleye geliyem.

Siye bunları niye yaziyam.

Onu da hemen aynadım:

Senin de, bi an önce Kızıl Ordu’daki Mızıka-i Hümayun’dan emekli olup memlekete dönmen, bizi temsilen herhangi bir partiden aday olman. Sen gideli, oylarımız da çoğaldı. Namıs hepımızın namusı, gelin bacidan her gün “serçe keyfi” ediyiğ. Bı zıbıl dağıdamıyığ bari çoğalağ. Stretejimiz bu! Seçmen sayımız artsınki, belki ileride bi poğ yarar diye düşüniyiğ.

Sen de düşünebilimisen Rıza Abey!

Bele, beş yüz elli davuldan gelip seni GAP Tıyyara Meydanında karşiliğ!

Ellavekil memleket yıkılır.

Bele davulumuzun sesi Tel-Abyad’tan, Tel-Hamuttan duyulur!

Ben biye, her gün düşüniyem deyiyem ki:

Falan eşirettin, filan eşirettin güç birliği var, niye bizimkisi yok!

Kahroluyam Rıza abey! Geceleri ifritler basi karabasanlarımı!

Baksana muhacirler bile dernekleşti, güç birliğine gidip seçimde, hangi partiye oy vereceklerini, hangi adayı destekleyeceklerini açıklarken, bizim yüreğimiz burada buruk. Niye zurnanın son deliği biz oluyoruz ki?

Halbüki, zurna bizim elimizde değil mi Rıza abey!

Cevap:

Doğru sölisen Şeyho!

Zurnada bızım elimizde, davulda!

Amma ve lakin tokmak, kendimizi bildik bileli, başkasının elinde!

Daha bunu aynamadi mı lo?

Seni, eynı bıraktığım kimin bulmuşam!

Bi daha, biye bele mektuplar yazma.

Siye amanat ettiğim kekliğime iyi bak!

Ne zaman yuvadan uçarsa, biye bi işaret gönder, o zaman dönerem memlekete.

Bende selam ediyem.

Mehledeki bütün eniklerin gözlerinden öpiyem.

Bütün yoldaşların da siye selamı var!

Her iki karakaş gözleriden öpiyem.  

 

Not: Yer ve şahıs isimleri hayalidir, hiçbir kişi, kurum kuruluş ile uzaktan yakından alakası yoktur. Sosyalizm’e özenen bir müzisyenin halüsinasyonlarından ibarettir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

                                                                                                  

                                                                                               İmza: Davulcu Rıza…

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.