Yukarı Çık
40 yaş kabinesi
11 Temmuz 2018 Çarşamba 17:05:17
Gazeteci Cengiz Aksan yeni kabineyi "40 yaş kabinesi" başlığıyla bir yazı kaleme alarak değerlendirdi.

Türkiye, yönetim sistemi itibariyle Cumhuriyet tarihinin en büyük değişimini fiilen hayata geçirdi. Yeni sistemin resmi adı her ne kadar Cumhurbaşkanlığı sistemi olsa da fiilen ‘Başkanlık Sitemine’ geçildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tam yetkili olarak yürütmenin ve devletin başı.

Yeni sistemde en büyük değişikliklerden biri de Bakanlar Kurulu’nun yapısı oldu. Bakanlık sayısı 16’ya indirilirken bakanlık teşkilatları yeniden yapılandırıldı.  Müsteşarlıklar ve müsteşar yardımcılıkları kaldırıldı. Bakanlar Kurulu’nda yer alan isimler de bir hayli ilginç.

Türkiye tarihinin yaş ortalaması olarak en genç kabinelerinden biriyle de karşı karşıyayız. Kabinede çok sayıda 40 yaş bandında isim bulunuyor. Büyük çoğunluğu ise 40 ile 50 yaş arasındaki isimlerden kurulu. 39 yaşındaki Zehra Zümrüt Selçuk, kabinenin en genç ismi. Bu nedenle yeni kabineyi ’40 Yaş Kabinesi’ olarak da nitelemek mümkün. 

Kabinenin tartışmasız en büyük sürprizi, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın Milli Savunma Bakanı olması. Türkiye tarihinde ilk kez bir Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı oldu.  Devlet protokolünde Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı’nın önünde. Dolayısıyla Genelkurmay Başkanı’nın Savunma Bakanı olması, klasik devlet yapısı içinde tenzili rütbe olarak görülebilir. Ancak yeni sistemde, bu atama bile tek başına yeni dönemin şifrelerini barındırıyor. Bu atama asker sivil ilişkilerin de yeni bir düzleme oturacağını, Genelkurmay Başkanlığı yapmış bir orgeneralin, sivil kimlikle, orduyu demokratik ülkelerde olması gereken çizgiye oturtacağını gösteriyor. Bu görevi Hulusi Akar’ın üstlenmiş olması geçiş sürecinin sancısız atlatılması açısından kritik önem taşıyor. Dolayısıyla Akar’ın Savunma Bakanlığı’nı, tarihi bir dönüşümü gerçekleştirmek üzere üstlendiğini unutmamak gerekiyor. Bu nedenle yeni sistemde Genelkurmay Başkanlığı yapmış bir ismin, Milli Savunma Bakanı olmasını tenzili rütbe olarak değil, tarihi dönüşümü gerçekleştirmek için yapılmış sıra dışı bir hamle olarak okumak gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı olan Fuat Oktay ismi, gündemi yakından takip etmeyenler için şaşırtıcı gelebilir. 9 Temmuz’a kadar Başbakanlık Müsteşarı olarak görev yapan Oktay, kamuoyunun yakından tanıdığı popüler bir isim değil. Ancak Oktay, yeni sistemin mimarlarından. Uzun süredir sistem değişikliğinin hazırlığını yapan, arka plan çalışmasını sürdüren ve mevzuattaki önemli değişiklere yön veren ekibin başında bulunuyordu.  Sessiz ve derinden çalışan Oktay, yeni bürokratik sistemin kurucu isimlerinden biri. Bu nedenle yeni dönemde Erdoğan’dan sonra icranın başı olarak kurduğu sistemin işlemesine nezaret edecek. Ayrı zamanda Erdoğan’ın en yakın danışmanı olarak da görev yapacak.

Yeni Kabinedeki bir diğer sürpriz isim ise Milli Eğitim Bakanı Prof Dr. Ziya Selçuk. Ben kendi adıma, Erdoğan’ın bu kez eğitim için çok doğru bir tercih yaptığını söyleyebilirim. Eğitimin içinden gelen, Milli Eğitim Bakanlığı’nda daha önce Talim Terbiye Kurulu Başkanı olarak görev yapmış yeni Bakan Selçuk, sıra dışı bir isim. Türkiye’de eğitimi en iyi bilen kişilerden biri olan Selçuk, partili kimliğe sahip değil. Devasa büyüklüğe ulaşmış eğitim sisteminin sorunlarıyla başa çıkabilecek bir enerjiye sahip. Ziya Selçuk, toplumun bütün kesimlerine de sıcak gelebilecek yaklaşım sergiliyor.

Eski kabineden sadece 4 isim yine Bakanlar Kurulu’nda görev aldı. Bu isimler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vazgeçemediği kurmaylarından olan Berat Albayrak, Mevlüt Çavuşoğlu, Süleyman Soylu ve Abdulhamit Gül oldu. Milletvekilliğinden istifa ederek Bakan olan bu isimlerin yeni sistemde kritik rol oynayacakları görülüyor. En kritik bakanlıkları da bu isimler üstlendi. Yeni dönemde Numan Kurtulmuş, Mehmet Şimşek, Bekir Bozdağ gibi önemli isimlere görev verilmediğini de kayda geçirmek gerekiyor. 

Pek çok ilki barındıran Bakanlar Kurulu’nda ilk kez özel sektörden gelen isimler dikkat çekiyor. Kamuoyunun ismini ilk kez duyduğu bu isimlerin göstereceği performans çok önemli. Türkiye’nin vazgeçilmez siyasi figürlerinden olma imkanına sahip oldukları gibi kısa sürede başarısızlık sonucu kenara çekilmeleri olasılığı da söz konusu. Zira Türkiye’nin birikmiş ve acil çözüm bekleyen pek çok sorunu, icraatın başındaki isimlere hata yapma lüksü bırakmıyor.

Bu kabineyi klasik anlamda Bakanlar Kurulu olarak da görmemek gerekiyor. Yürütme yetkisi tamamen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a geçtiği için bu isimler daha çok, kendi alanlarıyla ilgili olarak Erdoğan’ın yardımcısı gibi görev yapacaklar. Yürütme yetkisini kullanırken Erdoğan’a danışmanlık yapacaklar. Dolayısıyla bu isimleri danışman/bakan olarak nitelemek de mümkün.

Kabinede A. Eşref Fakıbaba’nın olmamasına farklı anlamlar yüklemeye ve buradan vurma gayretlerine hiç gerek yok. Bu zaten bilinen bir durumdu. Ancak bu farklı olabilir miydi? Elbette olabilirdi. Süleyman Soylu neden var da, Fakıbaba neden yok? Bu sorunun cevabını bulduğumuzda tasarrufun bu şekilde gerçekleşmesinin altında yatan nedenleri de bulabiliriz. İlk 6 ayında ekip kurma dirayeti gösteremeyip basit atamalar için kendisine verilmiş olan yetkiye rağmen Beştepe’ye dosya götüren bir anlayışın yanında, göreve geldiği ilk günden itibaren Vali değişimlerini yapacak kadar dirayet ortaya koyan bir anlayış arasında elbette fark olacaktır. Tüm Türkiye’nin Bakanı olma bilinciyle hareket eden biri ile yerel siyaset tarzından kurtulamayan birinin aynı konumda olmaları en başta siyasetin doğasına ters. Başarı biraz da yarınları okuyabilmekte saklıdır. Yarını okuyamayanlar dün de kalmaya mahkumdur.

Bunu Sosyal Medyada Paylaş :

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.